Şişkolar ile ilgili düzenlemeler vol.2

Şişkolar ile ilgili önceki yazımızda bir takım gerekli yaptırımlardan ve bu yaptırımların yapılma şekillerinden bahsetmiştik, şimdi bu meselenin üzerinde derinlemesine düşünülmüş ve insan psikolojisine uygun, gerçekleri sevdirerek öğreten ve uygulamayı daha gerçekçi kılacak bir takım ek düzenlemelerin yapılması gerektiğine karar verdik.

Her türlü düzenlemeden önce yapılacak bütün düzenlemelerin denetlenmesi için bazı sistemlerin varolması kaçınılmaz bir gereklilik. Olmazsa olmaz ilk denetim sistemi olarak, yerleşim bölgelerinde dağılımı nüfusa göre yapılmış “kilo kontrol noktaları” yapılması gerekir, bu noktalarda gerekli önlemler alınarak bütün hileler engellenmelidir. Halkımızın kiloları ne eksik ne fazla, tam olarak ölçülmelidir, bunun için özel olarak düzenlenmiş kilo ölçüm kabinine girmeden önce ultrason ile kişinin sindirim sisteminde kilosunun çok gözükmesine sebep olabilecek şeylerin varolup olmadığı kontrol edilmeli(elbette gelen herkes aç karnına ve belli bir süre bir şey yememiş/içmemiş olarak kontrole gelmelidir). Kabine girmeden önce oluşturacağı hata payı kesin olarak bilinen özel kıyafetler giyilmelidir. Kilo kontrol noktaları en sıkı önlemlerle ve kameralarla gözetim altında olmalıdır, burada önemli bir mesele kabine girmeden önce kıyafet değişimi sırasında toplum ahlak kurallarına uygun olarak elbette kameralar kayıtta olmayacaktır ama bu süreçte yapılması muhtemel hilelere bir çare bulunmalıdır. Bilim adamlarımızın bu konuya örf ve adetimize uygun çareler bulacaklarından hiç şüphemiz yok.

Kilo kontrol noktalarımızda şişko vatandaşlarımızın nasıl kilo verebileceklerine ve kendilerine en uygun kilo verme usüllerine dair eğitimler de verilmeli gerekli bilgilendirmeler için broşürler dağıtılmalı ve kilo vermeye teşvik edici yayınlar yapılmalı. Mobil kilo kontrol noktalarımızın olması da kaçınılmaz bir gerekliliktir, zira evinde hasta olanlar ve sakat olanlar için de bu hizmetin sunulması her bir vatandaşımıza karşı boynumuzun borcudur.

Şişkoluğun tanımı da kontrollerin yapılması sürecinde karşımıza çıkan önemli bir mesele, onlarca yıldır obezite, diyabet ve şeker hastalığı gibi hastalıklar özelinde bilim çevrelerinde gelişen istatistik bilgilerle bireylerin sahip olmaları gereken ideal kiloların ve sağlığa zarar verecek derecede fazla kilolu olmanın ölçüsü Türk bilim insanları tarafından hassasiyetle belirlenmeli ve her türlü muamelât elbette bu ölçüye göre olmalı.

Yapılması milletimizi diriltecek uygulamalar ve yaptırımlara gelecek olursak, ilk olarak ülkemizdeki sigorta politikalarına zorunlu düzenlemeler getirilmeli ve şişkolar için sağlık sigortası şartları çok zorlaştırılmalıdır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da bu uygulamalar devreye girdikleri andan itibaren bunu herkes için devreye sokmak yanlış bir karar olacak ve çözümden çok nefrete sebep olacaktır. Sigorta politika düzenlemeleri ancak engelleyici nitelikte olmalıdır yani uygulamalarımız devreye girdikten sonra kilo alanlar için geçerli olmalıdır, daha önceden şişko olanların mevcut durumları devam etmelidir.

Yapılması gereken düzenlemelerin en başında ödüllendirme sistemi geliyor, daha öncesinde kilolu olan bir kişi kilo verdikçe ve ideal gördüğümüz kiloya yaklaştıkça kendisine vatanı milleti ve inandığı değerler uğruna gösterdiği azim, kararlılık ve dirayetine işaret eden seviye seviye ödüller/madalyalar/ünvanlar verilmelidir.  Ekonomide mevcut bütün işverenlerin bu ünvanlara sahip kişilere yüzdelik zamlar yapması zorunlu kılınmalıdır. Bu işverenler için de bir avantajdır zira 130 kilodan 70 kiloya inmeyi başaran bir aziz şahsiyet muhakkak iş sahasında da azimli ve gayretli olacaktır, kendisinin iş performansı başkalarına göre çok daha üstün olacaktır ve bu ödüllendirilmelidir, öyle ki herkes bu insanları toplum kahramanları olarak görmelidir, ki öyledirler. Devlet kurumları da kiloyu dikkate almalıdır, kilo vermiş memurların terfi etmeleri kolaylaştırılmalıdır. Önceki yazımızda belirtmiş olduğumuz süreçlerin bir devamı olarak bu uygulamaların varolduğunu unutmamalıyız çünkü önceki yazıda belirtilen süreçler uzun olmayan bir süreçte vatanımızdaki bu ölümcül probleme son verecektir. Hiç kimsenin bu uygulamalar başladıktan sonra aşırı kilo almasına müsaade edilmeyecektir. Yaptırımlar uygulanmaya başlandıktan sonra kilo alanların karşılaşacakları elim kader bu durumu kaçınılmaz şekilde yok seviyesine indirecektir. Aşırı kilo almanın artık mümkün olmadığı ülkemizde burada bahsi geçen ödüllerin istismarı(çokça kilo alıp sonra vermek) gibi bir durum zaten olamayacaktır.

Uygulamaların kaçak noktalarına mani olmak önceliklidir, bunun için milli kilo veritabanı oluşturulmalı ve kilo kontrol noktalarında düzenli(örneğin aylık) yapılan kontrollerle veritabanı güncel tutulmalı, düzenlemeler bu veritabanı kullanılarak yapılmalıdır. Yapılacak analizlerle düzenlemeler her bireyin fizyolojisine ve özel durumuna uygun bir şekilde yapılandırılmalıdır, böylece misâlen kilo vermesi yavaş olan yaşlı insanlara yaptırımların süreleri daha uzun vadede işlenecek ve böylece adalet sağlanacaktır. Milletimiz için ideal gördüklerimiz ve inandıklarımız her zaman itidal üzere olmuştur, yapmak istediğimiz tek şey de mûtedil bir millet olmaktır, bu ideal itidal kesinlikle sağlıksız şekilde hızla kilo vermeyi de öngörmemektedir. Kontrollerde ortaya çıkan sağlıksız şekilde hızla kilo verenlere de ücretsiz medikal destek sağlanmalıdır ve müdahil olunmalıdır.

Hızla kilo vermek hayallerini sömüren kilo verme ilaçlarının kontrol ve yasaklanmasıyla ilgili olarak, bazı şartları zorlayıcı nitelikteki düzenlemelerle birlikte karşımıza çıkma ihtimali en yüksek olan şeylerden birisi de sağlıksız kilo verme çabaları olacaktır, milletimizin sağlık, sıhhat ve istikbali için yaptığımız bu çalışmanın yine milletimize bela olacak sonuçlar doğurmasına mani olmak için ülke çapında kilo verme iddiasında bulunan ilaçlara yasaklar getirilmelidir yoksa önü alınmaz bir hastalık furyası meydana gelebilir. Polisimiz konuyla ilgili özel birimler oluşturmalı ve tehlikeli maddeler arasına bu ilaçlar da dahil edilmeli.

İşsiz ve kilo vermek isteyen vatandaşlarımız için kendilerinin kilo vermelerine yardımcı olabilecek çalışma ortamları sağlamalıyız. Bu çalışma ortamları, ekonomiye değer katacak nitelikte olmalıdır, üretim zincirleri ve ağır sanayi buna dahil olabilir. Çalışma ortamları devlet tarafından oluşturulan bu kuruluşların kazancı, çalışanın emeğinin hakkı teslim edilerek millete hizmet için devlet hazinesi dahil edilmelidir. Kilo verdikten sonra isteyen vatandaşlarımız buralarda çalışmaya devam edebilirler, böylece istihdam alanları da genişlemiş olacaktır. Ancak bu çalışma ortamlarının önemli bir özelliği hem işsiz hem de şişko olan vatandaşlarımızın bazı özel şartlara sahip oldukları takdirde(uzun bir süre boyunca kilo vermemiş olmak gibi) çalışmaları zorunlu olacaktır.

Kilo vermeyi teşvik amacıyla yapılabilecek bir başka yaptırım da milli kilo veritabanı verileri kullanılarak gündelik sosyal hayatta bir takım düzenlemelerin yapılmasıdır. Örneğin şişkoların toplu taşıma araçlarını kullanmaları şişkoluklarıyla orantılı olarak 1.5-2 kat daha pahalı olmalıdır. Maalesef bir takım cehalet ve dikkatsizliklerin sonucu da iyi niyetin doğurduğu bir cahilce maraz olarak bugünlerde yurdumuzun çeşitli yerlerinde toplu taşıma araçlarında şişkolar için özel koltuklar dahi yapılmaktadır, âdeta bir “teşvik” hâline gelen bu saçmalık acilen bertaraf edilmeli yerine bahsettiğimiz uygulamalar getirilmelidir. Düşünelim biraz, nasıl olur da şişkolardan daha çok para almayız? Onlar araçlarda 2 kişinin yerini kaplamaktalar, hemencecik terlemeleri ve itici görüntüleriyle etraflarını rahatsız etmeleri gibi daha nice olumsuzlukları burada ifade ederek sizleri iğrendirmeye lüzum yok. Bindikleri araçlarda kiloları sebebiyle normal bir vatandaştan çok daha fazla benzin sarfiyatına da sebep olmaktalar. Böylesine berrak sonuçlar ortadayken şuan şişkolardan neden eşit parayı aldığımızı sorgulamalıyız.

Uyanışımızın sosyo-ekonomik bir yansıması da yapılan alışverişlere kesinlikle yansımalı. Battal boy, xxl gibi aşırı kıyafetlerin üzerine milli kilo seferberliği vergisi konulmalı ve bu vergi gelirleri seferberliğimizin ihtiyaç duyduğu alanlara akıtılmalı.(burada çok uzun olmaları sebebiyle bu boyutta kıyafet giyenler de düşünülerek hareket edilmeli) Şişkoların yemek alışverişleri de düzenlenmeli, fast food restoranlarından şişkoların kilolarıyla orantılı olarak alışveriş yapmalarına ya müsaade edilmemeli ya da milli kilo seferberliği vergisi alınmalı.

Diyanet işleri başkanlığımız da şişkolarla ilgili bazı açıklamaları açık açık ifade etmeli. Namazlarda şişkoların kapladıkları yerin haddi hesabı var mı? Çok şişko olan birisinin yanında namaz kılan bir kişiyi rahatsız etmemesi ne kadar mümkün? Geğirme, terleme gibi apaçık rahatsız ediciliklerin yanında yağlarının sarktığı mahrem bölgelerinin gözükmesi de cabası. Abdest alırken hareketlerinin yavaşlıkları ve yıkamaları gereken yerlerin yüzey alanının çokluğu sebebiyle israf ettikleri suları da söylemeyecek miyiz? Diyanet işleri başkanlığımız soğan yiyenlerin kokar şekilde camiye gelerek diğer müminleri rahatsız etmemeleri gerektiği ifade eden Peygamber(sas)’in ümmeti olarak bu rahatsız edici manzaradan halkımızı korumalıdır.

Aile ve sosyal politikalar bakanlığımız da obez çocuk yetiştiren velilere gerekli yaptırımları uygulamalı. Maddi cezalarla birlikte çocuğunun uzun bir süre bu durumda kalmasına müsaade eden ailelerin izni sorulmaksızın çocukların daha fazla kilo almasına engel olacak şekilde müdahale edilmeli. Gerektiği takdirde zorunlu olarak yatılı okullara götürülmeliler bu mazlum çocuklar. Hatta baskılardan ve dışlanmalardan korunmaları için bu yavrularımız için özel yapılan yatılı okullara gitmeliler. Bu okullarda özel diyetler uygulanmalı ve şişkoluğun korkunçluğu net bir şekilde öğretilmeli.

Milli eğitim bakanlığımız da bu büyük hamleye dahil olmalı ve okullarda mükemmel insanın nasıl nefsinin aşırı arzularına karşı durabilen, diri, uyanık ve kendine hakim bir insan olduğunu çocuklarımıza aşılamalı.

Bir milletin kalkınması için vazgeçilemez bir zorunluluk olan dinç, atılgan, çalışkan ve azimli bireylerin varlığına (belki de) en büyük engel şeytanın bizi oynattığı bu iğrenç şişkoluk oyunudur. Şişkolukla savaşmak modernitenin mâkus talihine karşı dimdik durmaktır ve modern hayatın sunduğu iğrençliğe dur demektir, şeytanın insanlık üzerindeki en büyük oyunu olan açgözlülüğün sonunu getirmektir. İnsan medeniyeti tarih boyunca tekrar tekrar atalete, gaflete ve Allah(cc)’a olan muhtaçlığını unutmaya sürüklenmişken medeniyetin bölük bölük, millet millet herkese refah getirdiği şu günlerde bu utanılası halden ancak böylece sıyrılınabilir. Distopyalarda anlatılan, çizilen makinelere bağlı yalnızca basit hazlarını tatmin etmeye hapsedilmiş tiksindirici obezlere dönüşmekten başka türlü nasıl kurtulabiliriz? Devletimiz bu şekilde yaptırımlar ve teşviklerle bu tehlikeli gidişata aziz milletimiz adına artık dur demeli.

Milletimiz şişkolukla yaptığı savaşında kendi asaletini bulacak, kanımızda var olan atılganlık, azamet ve çeviklik ortaya bir volkan gibi fışkırarak kendisi için çizilmiş yüce kadere, kendini dünyanın hakimi sayan züppelerin yüzyıllar boyu binbir nefretle sıktığı bağlarından kurtulmuş bir şekilde fırlayacaktır. Kendisi için hiçbir zaman ve zeminde uygun olmayan bir beden imajının esaretinden kurtulan bireylere, bu atalete karşı verilen mücadele doğruluğa, adalete ve azamete doğru yol gösterecektir.

Allah(cc) niyetimizi halis kıldırsın, gazamızı mübarek etsin!

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s