Nasıllık?

Ne kadar da boşmuş sözler ve ne kadar da anlamsızmış o bakışlar. bir yalanın aynasında sömürülmüş sahte duyguların entellektüel yaftasından kurtulamamış sebepler zincirinin mahkumu bir akla bağlı kalması ne kadar da utanç vericiymiş. kendini kandıran sessiz bir aklın sözlerin gerçekliğine güvenmesi ne kadar da masummuş. hangi seçim bir yere getirdi ki seçim yapan aklı. hangi aklın üstünlüğü aklı en üst bilmemize sebep oldu ki? belki yalan duygulardı akla güvendiren. arsız, hırsız, kandırıcı bakışlardı belki de sessizliği bunca değerli kılan. sessizken söylenemeyen yalanlardı sözlerden kaçmamıza sebep olan. maskesizdi hep sessizlik, makyajını tazelemek için ayaklanan aklın sözlerinden daha mâkuldu, daha olgundu duyguların sessiz ve çarpık yalanı. olmadığını bildiğini oldu zannetmekti bakmayan gözler, konuşmayan sözler.

kendini silen sözleri tekrar etmek kadar anlamdan yoksundu oysa ki hayat. nasılım, nasılsın, nasılız? milyon kez aynı cevapla karşılanan bu soruyu bıkmadan sormamız neden?

bana en son baktığında nasıldım? o an önemli miydi nasıl olduğum? peki şimdi önemsiz mi o geçmiş andaki nasıllığım? öyleyse bu andaki nasıllığım da bir sonraki anda önemsiz olacaksa bu andaki önemi ne? yok. bu açık. pek de umursanacak bir nasıllık hali değil demek ki. meselemiz benim veya senin nasıl olduğumuz değil yani. öyleyse bu usanmaksızın yapılan tekerrür neden? açık ki sen beni bilmiyorsun, beni tanımıyorsun. bilsen belki nasıl olacağımın sözlerimde değil sana bakarkenki gözlerimde dilleneceğini bilirdin. ama bilemezdin. ben de senin nasıl olacağını bilemezdim. gözlerin bana bakarken kalbimi görmedikçe nasıl olduğumun zerre miktarı kıymeti de yok. mesele yok anlaşılan.

yalnızca sessizliğin yalan dolu gizeminde kendimizi kandırmaya alışamadığımız için nasıl olduğumuzu sorguluyoruz.

değerden yoksun sözlerimizle dolduruyoruz anlamdan gafil varlığımızı çünkü ben sana hakikat dolu bir söz söylesem canın acır. canının acımasını istemezsin. ben de söylemem. söyleyemem. bu yüzden güvenemem. benim sana söyleyemediğim sözlerim oldukça hayatımda sana güvenemem. bana her sözü söylemek de yakışmaz ama söyleyemedikten sonra sözün anlamı mı kalır ki? nasıl olduğumdaki gibi anlamsız bir söz olur.

nasılım? sessiz desem anlayacak mısın ruhumdaki sükûtu?

seni iyiyim’deki çözülmez bulmacaya sokmamın bir sebebi olmalı öyleyse değil mi? yok.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s