Eğitim Üzerine 1: Ivan Illich – Okulsuz Toplum

Efendim bu hafta itibariyle yeni 4-5 bölümlük bir yazı dizisine niyet ettik inşallah. Nereden çıktı bu fikir? Geçtiğimiz güz döneminde, Bilim Sanat Vakfında bir eğitim sosyolojisi okuma grubunun toplantılarına iştirak ettik. Bu alana dair bazı okumalarımız oldu. Yazacağımız yazılardan maksat aslında bu okumalarımızı bir yerde kayıt altına alarak korumayı sağlamak. Başlıktan da anlaşılacağı üzere bu yazıda Ivan Illich’in Okulsuz Toplum kitabını ele alacağız. Bundan sonra da her pazar bir yazarın okumasını yapmaya çalışacağız inşallah.

باسم الله الخلاق العليم الذي ليس كمثله شيء وهو الفتاح العليم diyerek başlayalım.

Continue reading

Nurettin Topçu’nun Durkheimcı Sosyolojiye Eleştirisi ve Reha Romanı Bağlamında İncelenmesi

 

Giriş

XIX. yüzyıl sosyoloji ilmi açısından doğuş ve teşekkül dönemi olarak değerlendirilebilecek bir süreçtir. Klasik sosyoloji teorilerini ortaya atan Durkheim, Marx ve Weber gibi isimler bu dönem içerisinde yaşamış, sonrasında ortaya atılan fikirler genel anlamda bu isimler etrafında şekillenmiştir. Sosyoloji ilk olarak Kıta Avrupasında bu şahıslar ve takipçileri çevresinde gelişim göstermiş olsa da sonrasında Avrupa eksenli ilerlemekte olan ülkeler, sosyoloji ilminden ve ortaya çıkan fikirlerden faydalanmışlardır.

Continue reading

Cami Kelimesinin Düşündürdükleri

Cami arapça جمع (cemea) “topladı” kökünden gelip ismi fail kalıbında “toplayan” anlamındanır. Mescid isede سجد kökünden gelip ismi mekan kalıbında “secde edilen yer” manasındadır.
Aslında mescid kavramı ile cami kavramı arasında bir takım farklılıklar mevcuttur. Mesela kadınlar namaz, itikaf gibi ibadetler için evlerinin bir bölümünü mescid edinebilirler fakat erkekler için aynı durum sözkonusu değildir.

Continue reading

İsra Suresi 44. Ayet hakkında

İsra Suresi 44. Ayet hakkında

تُسَبِّحُ لَهُ السَّمَاوَاتُ السَّبْعُ وَالأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ وَإِن مِّن شَيْءٍ إِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدَهِ وَلَكِن لاَّ تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ إِنَّهُ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا

İsra/44. Yedi (kat) gök, yer ve onların içindekiler O’nu tesbih eder. O’na, hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat (siz) onların tesbihlerini anlayamazsınız. Doğrusu O, Halîm’dir (cezaya acele etmez ve) çok bağışlayıcıdır.

Continue reading

Dostoyevski’nin mektuplarından bir bölüm

I want to say to you, about myself, that I am a child of this age, a child of unfaith and scepticism, and probably (indeed I know it) shall remain so to the end of my life. How dreadfully has it tormented me (and torments me even now) this longing for faith, which is all the stronger for the proofs I have against it. And yet God gives me sometimes moments of perfect peace; in such moments I love and believe that I am loved; in such moments I have formulated my creed, wherein all is clear and holy to me. This creed is extremely simple; here it is: I believe that there is nothing lovelier, deeper, more sympathetic, more rational, more manly, and more perfect than the Saviour; I say to myself with jealous love that not only is there no one else like Him, but that there could be no one. I would even say more: If anyone could prove to me that Christ is outside the truth, and if the truth really did exclude Christ, I should prefer to stay with Christ and not with truth.